Marmara Denizi ve çevresinde son dönemde yaşanan sismik hareketlilik, uzmanların dikkatini çekmeye devam ediyor. Özellikle 1999 Gölcük depreminin ardından aktifleşen bölgedeki artçı sarsıntı sayısı, AFAD verilerine göre 28 bini aşarak endişeleri artırdı. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KOERI) ise aynı bölgede 16 binden fazla artçı sarsıntı kaydettiğini duyurdu. Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, bu aktivitenin, Marmara’da beklenen büyük depremin “kilitli” fay hattı üzerindeki stresi daha da artırdığını vurguladı.
En büyüğü 5.1 büyüklüğünde kaydedilen bu artçı sarsıntılar, bölge halkında panik yaratırken, bilim insanları tarafından yakından takip ediliyor. Prof. Dr. Görür, Marmara Denizi’nin tabanında, özellikle Kumburgaz fay hattında beklenen 7.2 ila 7.6 büyüklüğündeki deprem riskinin hala yüksek olduğunu ve bu artçıların ana depremi tetikleme veya engelleme potansiyelinin olmadığını belirtti.
Marmara’daki Sismik Aktivite ve Uzman Değerlendirmesi
AFAD ve Kandilli Rasathanesi’nin kayıtları, Marmara Bölgesi’ndeki deprem hareketliliğinin boyutlarını ortaya koyuyor. Prof. Dr. Naci Görür, 1999 Gölcük depreminin bir sonucu olarak başlayan bu artçı sarsıntıların, yaklaşık 25 yıldır devam ettiğini ifade etti. Görür’e göre bu durum, Marmara fay hattında biriken enerjinin henüz serbest kalmadığının ve hattın hala kilitli olduğunun göstergesi.
Artçıların Sayısı ve Süresi
- AFAD verilerine göre: Marmara’da 28 binden fazla artçı sarsıntı.
- Kandilli Rasathanesi verilerine göre: 16 binden fazla artçı sarsıntı.
- En büyük artçı sarsıntı: 5.1 büyüklüğünde.
- Ortalama süresi: Normalde 3-4 ay, büyük depremlerde 1 yıla kadar uzayabilir.
- Şu anda sarsıntıların sayısında azalma eğilimi gözleniyor.
Görür, artçı depremlerin ana depremin enerjisinin binde biri civarında bir enerji boşalımı sağladığını, dolayısıyla büyük bir depremi engelleme kapasitesine sahip olmadıklarını vurguladı. Bu sarsıntıların fay hattına ilave stres yüklediğini ve Marmara’da beklenen büyük depremin habercisi olabileceğini sözlerine ekledi.
Büyük Marmara Depremi ve Hazırlık Süreci
Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Denizi’nde, özellikle Adalar’ın güneyinden başlayıp Tekirdağ’a doğru uzanan Kumburgaz fay hattında 7.2 ila 7.6 büyüklüğünde bir deprem beklendiğini yineledi. Bu beklenti, bölgedeki artan sismik aktivite ile birlikte daha da önem kazanıyor.
Görür, İstanbul’un depreme karşı hazırlık sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirterek, “Kentin acilen depreme dirençli hale getirilmesi şart. Kent Bilim Projesi adı altında bir çalışma yürütüyoruz. Bu proje, deprem riskini azaltmaya yönelik kapsamlı çözümler sunmayı hedefliyor,” dedi. Özellikle riskli binaların kentsel dönüşüm yoluyla yenilenmesi ve altyapının güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu projeler, olası bir büyük depremde can ve mal kaybını en aza indirmek için hayati önem taşıyor.
Deprem uzmanlarının Marmara’ya yönelik uyarıları, bölgede yaşayan milyonlarca insan için sürekli bir gündem maddesi olmaya devam ediyor. Bu nedenle, bireysel ve toplumsal düzeyde deprem bilincinin artırılması ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem arz ediyor.