Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan son veriler, ülkenin ekonomik haritasını ve bölgesel gelir dağılımını bir kez daha gözler önüne serdi. Yapılan araştırmaya göre, Türkiye’nin en yüksek ve en düşük kişi başına düşen gelire sahip ilçeleri belirlendi. Rapor, büyükşehirlerin çekim gücünü ve ülkenin doğusu ile batısı arasındaki ekonomik farklılıkları net bir şekilde ortaya koydu.
Kişi başına düşen gelir kriterine göre yapılan sıralamada, İstanbul’un önde gelen ilçeleri listenin zirvesinde yer alırken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki bazı ilçeler gelir düzeyinde alt sıralarda kaldı. Bu sonuçlar, bölgesel kalkınma farklılıklarının devam ettiğini ve ekonomik eşitsizliklerin önemli bir sorun olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye’nin Ekonomik Kalbi: Zengin ve Varlıklı İlçeler
TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin en zengin ilçeleri sıralamasında beklendiği üzere İstanbul’daki merkezi ve lüks yerleşim birimleri başı çekti. İstanbul’un Beşiktaş, Sarıyer ve Kadıköy gibi ilçeleri, yüksek kişi başına düşen gelirleriyle öne çıktı. Bu ilçeler, modern iş merkezlerine, lüks konut projelerine, gelişmiş sosyal olanaklara ve kültürel aktivitelere ev sahipliği yapmalarıyla dikkat çekiyor.
- Beşiktaş: Özellikle lüks konutları, Boğaz hattındaki yalıları ve merkezi iş alanlarıyla İstanbul’un en prestijli ilçelerinden biri. Yüksek gelir grubuna hitap eden yaşam tarzı ve sosyal donatıları ile öne çıkıyor.
- Sarıyer: Boğaz’ın incisi olarak bilinen Sarıyer, özellikle İstinye, Yeniköy, Tarabya gibi semtleriyle yüksek gelirli kesimin tercih ettiği bölgeler arasında. Doğal güzellikleri ve sakin yaşamıyla dikkat çekiyor.
- Kadıköy: Anadolu Yakası’nın önemli merkezlerinden olan Kadıköy, hem ticari canlılığı hem de kültürel ve sosyal yaşamıyla öne çıkıyor. Özellikle Bağdat Caddesi ve çevresi, lüks mağazaları ve restoranlarıyla dikkat çekiyor.
Bu ilçelerin yanı sıra, Ankara’nın Çankaya ve İzmir’in Narlıdere gibi merkezi ve yerleşik ilçelerinin de kişi başına düşen gelirde üst sıralarda yer aldığı belirtiliyor. Büyükşehirlerdeki bu ekonomik yoğunlaşma, kentleşmenin ve sanayileşmenin getirdiği avantajları gözler önüne seriyor.
Gelir Düzeyi Düşük Bölgeler: Ekonomik Fırsat Eşitsizliği
Listenin diğer ucunda ise, ne yazık ki ağırlıklı olarak Türkiye’nin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yer alan ilçeler bulunuyor. Bu ilçelerde kişi başına düşen gelir, ülke ortalamasının oldukça altında kalarak ciddi ekonomik zorluklara işaret ediyor. Genellikle tarım ve hayvancılığın temel geçim kaynağı olduğu bu bölgelerde, sanayileşme ve teknolojik gelişimin yeterince yaygınlaşmaması, istihdam olanaklarının sınırlı kalmasına neden oluyor.
Bölgesel Gelişim Farkları
Rapor, Türkiye’nin farklı coğrafyaları arasındaki ekonomik uçurumu bir kez daha teyit etti. Yüksek gelirli batı bölgelerindeki kent merkezlerinin aksine, doğudaki ve kırsal kesimdeki ilçeler, eğitim, sağlık ve altyapı hizmetlerine erişimde de kısıtlamalar yaşayabiliyor. Bu durum, göç oranlarının artmasına ve demografik yapının değişmesine de katkıda bulunuyor.
Ekonomistler, bu tür verilerin bölgesel kalkınma stratejilerinin belirlenmesinde ve kaynakların daha adil dağıtılmasında kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Gelir eşitsizliğinin azaltılması, tüm ülke genelinde sürdürülebilir bir büyüme ve toplumsal refahın sağlanması için temel bir hedef olarak öne çıkıyor.