Küresel sağlığı tehdit eden en büyük tehlikelerden biri olarak gösterilen antibiyotik direnci, her yıl dünya genelinde 1.5 milyondan fazla insanın hayatına mal oluyor. Uzmanlar, acil önlemler alınmadığı takdirde bu sayının 2050 yılına kadar yılda 10 milyona ulaşabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. İstanbul Medipol Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, sorunun ciddiyetini vurgulayarak, “Antibiyotik direnci, modern tıbbın kazanımlarını bile tehdit ediyor,” dedi.
Prof. Dr. Öztürk, basit enfeksiyonların bile tedavi edilemez hale gelmesi riskinin, sağlık sistemleri üzerinde büyük bir yük oluşturduğunu belirtiyor. Bu durum, hastanede kalış sürelerini uzatıyor, tedavi maliyetlerini artırıyor ve en önemlisi ölüm oranlarında kayda değer bir yükselişe neden oluyor.
Antibiyotik Direnci Nedir ve Neden Yükselişte?
Antibiyotik direnci, bakterilerin antibiyotiklere karşı bağışıklık kazanması ve ilaçların enfeksiyonları tedavi etme yeteneğini kaybetmesi anlamına geliyor. Bu durumun ana nedenleri arasında şunlar sıralanıyor:
- Yanlış ve Gereksiz Kullanım: Özellikle viral enfeksiyonlarda (grip, nezle gibi) antibiyotik talebi ve doktorların bazen bu talebe karşılık vermesi.
- Tedaviyi Yarım Bırakma: Antibiyotik kürlerinin doktorun önerdiği süreden önce kesilmesi, dirençli bakterilerin gelişimine zemin hazırlıyor.
- Tarım ve Hayvancılıkta Kullanım: Hayvanlarda büyüme hızlandırıcı veya koruyucu amaçlarla yaygın antibiyotik kullanımı, dirençli bakterilerin insanlara geçiş riskini artırıyor.
- Yeni Antibiyotik Eksikliği: Yeni antibiyotik geliştirme sürecinin yavaşlaması, dirençli bakterilere karşı elimizdeki seçenekleri azaltıyor.
Modern Tıbbın Geleceği Tehdit Altında
Antibiyotik direnci, sadece enfeksiyonların tedavisini zorlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda modern tıbbın birçok alanını da riske atıyor. Büyük cerrahi operasyonlar, organ nakilleri, kemoterapi gibi hayati tedaviler, sonrasında gelişebilecek enfeksiyonlara karşı antibiyotiklerin etkinliğine dayanır. Eğer antibiyotikler etkisiz hale gelirse, bu tür müdahalelerin yapılabilmesi bile sorgulanır hale gelecektir. Prof. Dr. Öztürk, bu nedenle antibiyotik direncinin küresel bir öncelik olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Dirençle Mücadelede Atılması Gereken Adımlar
Bu küresel tehditle mücadele etmek için çok yönlü bir yaklaşım benimsemek şart:
- Halk Bilinçlendirme: Halkın, viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin işe yaramadığı ve gereksiz kullanımının zararları konusunda bilgilendirilmesi.
- Hekim Sorumluluğu: Doktorların, sadece gerekli durumlarda ve doğru antibiyotiği reçete etme konusunda daha dikkatli olması.
- Hijyen ve Aşılanma: El yıkama gibi temel hijyen kurallarına uyulması ve aşılanma oranlarının artırılması, enfeksiyon yayılımını azaltarak antibiyotik ihtiyacını düşürecektir.
- Tarımda Kontrol: Hayvancılıkta antibiyotik kullanımının kısıtlanması ve denetlenmesi.
- Ar-Ge Yatırımları: Yeni ve etkili antibiyotiklerin geliştirilmesi için araştırmaya ve geliştirmeye daha fazla yatırım yapılması.
- Küresel İşbirliği: Antibiyotik direnci sınır tanımadığı için uluslararası işbirliği ve ortak politikalar oluşturulması.
Prof. Dr. Recep Öztürk, “Antibiyotik direnci, bireysel bir sorun olmaktan çok, tüm insanlığın ortak meselesidir. Herkesin üzerine düşeni yapması, bu büyük tehlikenin önüne geçmek için kritik öneme sahiptir,” diyerek sözlerini tamamladı.