6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde Antakya’da yıkılan ve 25 kişinin hayatını kaybettiği Yılmaz Erbek Apartmanı davasında önemli bir gelişme yaşandı. Yargıtay, Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin apartmanın yıkımında kusurlu bulunarak ceza verdiği 6 sanık hakkındaki hükmü bozdu. Ayrıca, yerel mahkeme tarafından beraat ettirilen 6 sanık hakkında da bozma kararı vererek, dosyayı yeniden yargılama için yerel mahkemeye gönderdi. Bu karar, sanıkların eylemlerinin “bilinçli taksir” yerine “olası kast” suçlamasıyla değerlendirilmesi gerektiğini işaret ediyor ve olası cezalarda ciddi bir artışı gündeme getiriyor.
Yargıtay’ın bu kararı, hem cezalandırılan sanıklar hem de beraat eden sanıklar açısından davanın seyrini tamamen değiştirebilecek nitelikte. Özellikle “bilinçli taksir” ile “olası kast” arasındaki hukuki ayrım ve bu ayrımın ceza miktarına yansıması, yargılamanın temel odak noktası olacak.
Yılmaz Erbek Apartmanı Faciası ve İlk Karar
Hatay’ın Antakya ilçesinde bulunan 12 katlı Yılmaz Erbek Apartmanı, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve büyük yıkıma yol açan depremlerde yerle bir olmuştu. Facia sonucunda, apartmanda yaşayan 25 vatandaşımız yaşamını yitirmişti. Yaşanan bu trajik olayın ardından sorumluların tespiti için başlatılan hukuki süreçte, aralarında müteahhit ve yapı denetim sorumlularının da bulunduğu 12 sanık hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan dava açılmıştı.
Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonucunda 12 sanıktan 6’sını suçlu bularak çeşitli hapis cezalarına çarptırmıştı. Cezalandırılan sanıklara 4 yıl 2 ay ile 12 yıl 6 ay arasında değişen sürelerde hapis cezaları verilirken, diğer 6 sanık hakkında ise beraat kararı çıkmıştı. Bu karar, hem Cumhuriyet Savcılığı hem de mağdur yakınları tarafından temyiz edilmişti.
Yargıtay’ın Bozma Gerekçesi: “Olası Kast” Vurgusu
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, dosya üzerinde yaptığı incelemede yerel mahkemenin kararını yetersiz bularak bozma kararı verdi. Yargıtay’ın bozma kararının temelinde, sanıkların eylemlerinin “bilinçli taksir” sınırını aşarak “olası kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği görüşü yatıyor. Yargıtay, özellikle beraat eden 6 sanıkla ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığı ve müşteki vekillerinin itirazlarını haklı buldu. Bu sanıkların da asli kusurlu olabilecekleri ve “olası kastla öldürme” suçundan yargılanmaları gerektiği belirtildi.
Cezalandırılan 6 sanık için verilen hükmün bozulmasında da benzer bir gerekçe öne sürüldü. Yargıtay, bu sanıkların da eylemlerinin “bilinçli taksir”den öte “olası kast” ile insan öldürme suçunu oluşturabileceğine dikkat çekti. Yargıtay’ın içtihadına göre “olası kast”, kişinin bir suçun meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen “olursa olsun” diyerek eylemine devam etmesi durumunu ifade eder. Deprem bölgesinde, inşaat kurallarına aykırı hareket eden, malzeme kalitesinden ödün veren müteahhitler, fenni mesuller ve yapı denetim sorumluları gibi kişiler için, bu durumun ölüme yol açabileceğini bilmelerine rağmen eylemlerine devam etmeleri “olası kast” olarak değerlendirilebilir.
Yeniden Yargılama ve Olası Cezalar
Yargıtay’ın bozma kararının ardından dosya, yeniden Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilecek. Yerel mahkeme, Yargıtay’ın bozma gerekçeleri doğrultusunda davayı baştan ele alacak. Bu durum, sanıklar hakkında “olası kastla insan öldürme” suçundan yargılama yapılmasını gündeme getirebilir. Türk Ceza Kanunu’na göre “olası kastla insan öldürme” suçunun cezası, 15 yıldan 25 yıla kadar hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olabilir. Bu durum, ilk kararda verilen cezalara kıyasla çok daha ağır yaptırımları beraberinde getirecektir.
Deprem mağdurları ve hayatını kaybedenlerin yakınları, adaletin tam tecellisi için bu davanın seyrini dikkatle takip ediyor. Yargıtay’ın bu kararı, benzer nitelikteki diğer deprem davaları için de emsal teşkil etme potansiyeli taşıyor ve inşaat sorumluluğu konusundaki hassasiyetin altını bir kez daha çiziyor.